NİĞDE BASKETBOL HAKEMLERİ
  BASKETBOL EĞİTİM SAYFASI
 

İYİ HAKEMİN SEKİZ ÖZELLİĞİ
Richard STOKES’ın, FIBA ASSIST MAGAZINE’nin 40. sayısındaki makalesi Ziya PALA tarafından tercüme edilmiştir.
Richard Stokes 1993 yılında FIBA Hakemi olduğunda 25 yaşındaydı. FIBA Avrupa Yarışmalar ve Hakem Departmanına girdiği 2005 yılına kadar tüm Avrupa Yarışmalarında maç yönetti. Halen Avrupa’da eğitmen ve klinik görevlisidir. (tercüme notu: Şu anda FIBA Avrupa Yarışmalar ve Hakem Departmanı Başkanıdır.)
Hiç şüphe yok ki, halen Avrupa dünyadaki en iyi hakemlerden bazılarına sahiptir ve bu, global düzeyde aldıkları görevlere yansımaktadır. Zor kulüp ve milli takım yarışmaları bizim hakem ekibimizden haftalarca en iyi işi istemektedir. 2005 yılında FIBA Avrupa’ya girdiğimden beri, hakem ekibimiz içinde değişik kişiliklere, stillere ve özelliklere ilk elden sahip olma şansına sahip oldum. Herkesin kendi kişiliği vardır ve hakemin kişiliğinin sahada görünmesi önemlidir ve bazen gereklidir. Ancak, oyunun odağı her zaman yarışmacılar olmalıdır. Hakemler hiçbir zaman oyunda ön planda ve oyunun odağı olmamalıdır. Avrupa’daki üst düzey hakemlere bakıldığında, büyük olasılıkla şu özelliklere sahip oldukları görülecektir.
DOĞRULUK
Bir iyi hakem her basketbol yarışmasında dürüstlüğün koruyucusudur. Hakem, tabii ki, taraflılık boşluğunu doldurmayı sürdürecektir. Bugünlerde, spor menajerleri, antrenörler ve şimdi, futbol gibi bazı diğer sporların hakemlerinin illegal aktivitelerle ilgilendiklerini görüyoruz. Ancak genelde, hakemler seyrek olarak dürüst olmayan ve düzenbaz davranışlarla suçlanmaktadır. Eğer bir iyi hakem olmaya heveslenirseniz, hiçbir zaman doğruluğunuzun sorgulanacağı bir konumda olmamalısınız. Yüksek bir doğruluk imajını oluşturmak yıllar alacaktır, ancak, bu imajı sadece bir aksiyon ya da yanlış yok edebilecektir. Eğer bir çıkar çekişmesi olasılığı varsa, hiçbir zaman kendinizi bu pozisyonda bulundurmayın ya da bir aksiyon üzerinden doğruluğunuzun sorgulanması şansı varsa, bunu yapmayın.
FİZİKSEL FORM
Uzun bir süreden beri anlaşılmış ve ispat edilmiştir ki, fiziksel kondisyonunuz ile zihinsel durumunuz arasında direkt ilişki vardır. Eğer bir oyun sırasında ya da özellikle bir oyununun sonuna doğru fiziksel olarak yorulursanız, konsantrasyon düzeyiniz kötüye gidecek ya da düşecektir. Modern profesyonel oyuncular çok iyi bir görünümdedir, dolayısıyla hakem de, oyunun tüm dört (4) periyodunda aynı düzeyde kalmak için, çok iyi görünümde olmalıdır. Maçlar son periyotta ya da elbette, final saniyelerinde belirlenebilmektedir. Bir hakem için yarışmanın sonunda, oyunun sonucunu etkileyecek yanlışlar yapması gerçekten imkansızdır. Formun aynı düzeyde kalması, performansın maç üzerindeki iyi ya da kötü, direkt etkisi, bir hakemin formu için yapmış olduğu yatırıma bağlıdır. Bugünlerde, sezon boyunca ya da turnuva sırasında süren, farklı formlarda hazırlıklar ve antrenmanlar yer almalıdır. Hakemler
elbette sezon dışında iyi görünümde olmak için çalışmalıdır ve bu çalışma, sezon boyunca maç yönetiyorken, yönetim için iyi görünüm amacıyla devam etmelidir: Maç yönetimini iyi görünümde olmak için kullanmayın ya da iyi bir görünümde kalın.
HAREKETLİLİK
Maç yönetimi açılar, pozisyon alma ve hareket oyunudur. Bu, oyuncular için doğrudur ve bu nedenle hakemler için de aynı olmalıdır. Hareketlilik sahadaki pozisyonun hareketi olarak tanımlanır. Hızla ve anlamsız hareketle bir bağlantısı yoktur. Hızlı olma ve çok koşma, iyi bir hakem olmanız için gerekli değildir. Tüm iyi hakemler, oyuncular arasındaki boşlukları görmek için doğru zamanda doğru yerde olma yönünde verimli biçimde hareket ederler. Bu, tüm oyunu en iyi açıdan görmek için tek yoldur, boşlukları görmek, temas sorumluluğunuzda iyi değerlendirme yapmak ve sonra, doğru kararı vermek için iyi bir şans anlamına gelmektedir. Hareketlilik, ölü top durumlarında, yürüyerek yapılmaması gereken yeni bir pozisyon için masaya doğru hareketiniz anlamına da gelmektedir. Verimli olarak hareket edin ve hareketliliğinizle oyunda kalın.
DEĞERLENDİRME
İyi değerlendirme, çabanın ve tecrübenin sonucudur. Çok az hakem bununla doğar ve birçoğunun bunun üzerinde çok çalışması gerekir. Bu nedenle, avantaj/dezavantaj ilkelerini uygulamadaki bir içgüdüsel yetenek olarak da tanımlanabilir. Bir oyunu gördüğünüzde, neredeyse tüm durumlarda, eğer bir avantaj elde edilmiyorsa ve eğer hiçbir oyuncu dezavantajlı duruma düşmüyorsa, düdük çalınmamalıdır. Basitçe söylemek gerekirse: ‘Müziği durdurmayın’.
İLETİŞİM
Bu gerçekte, ‘İnsanları idare edebilir misin?’ anlamına gelmektedir. Maç sırasında antrenörleri, oyuncuları ve diğer görevlileri bile idare edebilir misin? İletişim birçok şekilde başarılabilir ve birçok durumda, şartlar uygun cevabınızı belirleyecektir. Bazen soruya, basit bir cevap, bir kelimelik cevap ya da bir bakış bile özel zamanda gerekli olan verimli iletişimi sağlayabilecektir. Doğru zamanda doğru kişiye doğruyu söylemek, maçtaki potansiyel bir problemden korunmayı sağlayabilecektir. İletişim aynı zamanda, ne zaman hiçbir şey söylememenin en iyi olduğu ya da sessiz kalma bilgisidir. İletişimde insanlara, size davranılmasını istediğiniz gibi davranın.
TUTARLILIK
Bu her antrenörün istediği ve hepinizin, neredeyse her zaman maçta kenardan duyduğudur. Ne yazık ki, bunu bir mağazadan satın alamazsınız. Daha genç hakemler, diğer özelliklere göre tutarlılıkta daha çok zorluk yaşarlar, çünkü ne zaman tutarlı olmadıklarını bilme tecrübesinden yoksundurlar. Ancak, sadece hata yaparak tecrübe kazanırsınız. Herkes bazı zamanlarda tutarlılıkta zorluk yaşar, ancak iyi hakemler değerlendirmelerinde devamlıdır. İyi hakemler meslektaşlarına göre oyunu daha iyi görür ve daha iyi çalarlar, çünkü maç ve neyin doğru olduğu yönündeki hisleri daha iyidir. Eğer antrenörler ve oyuncular hakemin tutarlı olduğuna inanırlarsa, buna göre kendilerini ayarlayacaktır. Benzer oyunlar üzerindeki
tutarsız kararlar, oyuncular arasında negatif davranışları ve kötü sportmenliği yaratacaktır ve antrenörlerin eleştirilerini davet edecektir. Tutarlı maç yönetimi ve iyi kriterlerin kullanılması, maçı kontrol etmenize ve yönetmenize yardımcı olacaktır.
CESARET
İyi hakemler, olaylara ve ilgili kişilere, kalabalığın, medyanın ya da olası tepkilerin baskısına aldırmadan tüm diğer sorunların üzerinde adil olarak dururlar. Cesurca ve değer prensiplerine göre hareket ederler. Kararlarınızda cesur musunuz? Ya da, zor, ancak adil kararlarınız için gücünüz (ya da yüreğiniz) var mı?
SAĞDUYU
Bir hakemin sahip olması gereken tüm özelliklerinin üzerinde, sağduyu en önemlisidir. Her yarışmada her zaman adalet ve doğruluk önce gelmelidir. Sağduyu adaleti, anlayışı ve hakemin kafasındaki maçın önde gelen en iyilerini sağlar. Eğer kuralların ruhunu ve amacını doğru anladıysanız, sağduyu size çok iyi yardımcı olacaktır. Maçta gelişen durumların çokluğu, kurallarda ve mekanikte yer almamaktadır. Bu durumda sağduyu egemen olmalıdır. Ne adildir ya da ne doğrudur sorusunun cevabı ne yapılması gerektiğidir. Sağduyu iletişimle bir aradadır ve antrenörlerle ve oyuncularla ilgilidir. Zor bir durumun, örneğin, bir teknik faulün çalınması ya da çalınmaması gerektiği, nasıl ele alınacağının belirlenmesine yardımcı olur.
Bu son nokta, yazılı olmayan yönetim faktörü, belki de en önemlisidir. Bir kural kitabında, bir kılavuzda yoktur ya da bir mağazada da bulunmamaktadır. Ancak, maç için ve katılımcılar için neyin doğru olduğu konusunda soğukkanlı ve mantıklı düşünerek olur.
ÖZET
Elbette, prezantasyon ya da görünüm gibi, hatta konuşulan dil gibi bir hakemin iyi olup olmadığı konusunda insanların düşüncelerini tespit edecek başka faktörler de olabilir. Bu özelliklerin maçın nasıl yönetildiği üzerinde, büyük olasılıkla direkt etkisi olmayacaktır, buna karşın, iyi bir ilk izlenim yaratmaya yardımcı olacaktır. Katılımcılar maçın yönetimini, hakemin ne olduğunu anlama ve değerlendirme yeteneğini ve hatta, herkes için yarışmanın ne anlama geldiğini iyi teşhis etmesini yargılayacaklardır. Bu ve burada bahsedilen özellikler olmadan hakemler, bunları yapabilen ve bu özelliklere sahip olan meslektaşlarına göre dezavantajlı olacaklardır.
----------------------------------------------------------------------------------

 
TAVSIYELER

En üst düzey hakemlerin bile oyuncu ve antrenörlerin işbirliği olmadan maç yönetmeleri neredeyse imkânsızdır. Dolayısıyla, oyuncu ve antrenörleri karşı tarafta görmek bir hakemin yapacağı en büyük yanlıştır. İlişkilerdeki sıkıntıların sebepleri Basketbol oyunu her geçen gün gelişmekte ve daha sert bir hale gelmektedir. Bu da oyuncu ve antrenörlerin daha sinirli ve gergin olmaları demektir. Takımların profesyonelleşmesi ve sponsor baskılarını da eklersek onların üzerlerindeki baskıyı daha iyi anlayabiliriz. İşte böyle psikolojideki insanların mücadelesinde hakemin olası bir yanlış kararı bir patlamaya sebep olacak tartışmalı bir durum yaratabilir. Diğer yandan antrenör ve yöneticilerin hakeme saldırarak kötü oyunlarını sponsor ve taraftarlarından saklamaları da en kolay yöntemlerden biridir. Psikolojik olarak güçlü olmanın gereği Sadece donanımlı hakemlerin başarılı olacağı sahada; genel davranış, insancıl yaklaşım, ses ve tavırlar, davranış ve bakış, tüm bu özellikler psikolojik uzmanlığın birer parçalarıdır. Hakem herşeyden önce bir eğitimci ve pedagogtur. Aynı zamanda da hakim, juri ve infaz görevlisinin bir karışımıdır. Kadifeden bir eldivenin içindeki demir bir el gibi davranmalı ve düdüğünü bir silah değil, bir araç gibi kullanmalıdır. Şu asla unutulmamalıdır ki sinirli ve yorgun olan oyuncu ve antrenörleri cezalandırmak yerine onları uyarıp, istisnasız olarak sakinleştirmeliyiz. Dostça bir gülümseme, doğru zamanda yapılan küçük bir mimik teknik veya diskalifiye edici faulden daha etkili sonuçlar doğuracaktır. Sıcak, sakin ve arkadaşça sergilediğiniz bir tavır yatıştırıcı ve rahatlatıcı olacaktır. Hakemin sergileyeceği sinirli ve aşırı gergin tavır, çatışmayı tetikler. Bazı hakemlerin diğerlerinden daha çok sevildiği ve sayıldığı aşikardır. Bu durum o hakemler için kesinlikle psikolojik bir zaferdir. Oyuncu ve antrenörler tarafından bir kere kabul edildikten sonra, onlar, sizi çaldığınız tartışmalı düdüklerde kolaylıkla affedeceklerdir. Böyle hakemler “yağmur yağarken kuru kalmayı becerebilen” hakemlerdir. Çok çekişmeli, sinirlerin arttığı maçlarda bile sorunlardan öyle başarıyla kaçar veya onları öyle çözerler ki herkesin mutlu olmasını sağlarlar. Onlar maçlardan sonra asla suçlanmazlar. Genç Hakemler için pratik öneriler ve önemli noktalar Hemen hemen her karşılaşmada anlaşmazlıklara sebep olacak pozisyonlar olacaktır. Bunları ya gözardı edecek ya da ele alarak çözeceksiniz. Problem çözmek insanlarla ilgilenmek demektir. Her zaman insancıl ve ulaşılabilir olun. Bu özelliğinizi faul gösterirken, oyuncudan formasını şortunun içine sokmasını istediğinizde, onu uyardığınızda gösterebilirsiniz. Mümkün olduğunca uyarıcı hakemlik yapın. Böylelikle oyuncu ve antrenöre bir şans vermiş olursunuz. Eğer bunu kullanmak istemiyorlarsa, sonuçlarına katlanacaklardır. Örnek; birbirini iten iki rakip oyuncu, bir ayağı kısıtlamalı alanda olan post oyuncusu, topun kenardan oyuna sokulması esnasında kollarını dış sahaya uzatan savunma oyuncusu Asla sahanın kralı olduğunuzu ispatlamak için bir oyuncu veya antrenörle münakaşaya girmeyin. Böyle bir davranışın en makul açıklaması; bu tür hakemlerin evde eşleri, işyerinde de patronları tarafından bastırıldıkları ve bu hakemlerin güçlerini sergileyecekleri tek yer olarak basketbol sahasının kaldığıdır. Bireysel davranışlarınızdan dolayı seyircilerin dikkatlerini oyundan koparmayın. Siz bir film yıldızı değilsiniz ve seyirciler sahaya sizin verdiğiniz kararlara ve performansınıza hayran oldukları için gelmiyorlar. İyi hakem çok az farkedilerek oyuna hâkim olan güçlü ve sessiz insandır. Zorlu ve çekişmeli bir maçtan sonra hakemin duyacağı en iyi övgü “Ne zevkli ve izlemeye değer maçtı! İyi de hakemler kimdi?” cümlesinde gizlidir. Asla ani sinirlenme sonrası bir oyuncu veya antrenörü cezalandırmayın veya takip etmeyin. Örnek: bir hata sonucu oluşan ve sözlü veya mimiklerle ifade edilen ani bir sinirlenme. Çaldığınız bir düdük sonrası, bir oyuncunun kararınızı protesto etmek amacıyla size yaklaştığını görürseniz, onun gelmesini beklemeyin. Aksine, kenara çekilerek karşı karşıya gelmemeye gelin ve en kısa zamanda oyunu başlatın. Hakemler, tahrik ve baskı ne olursa olsun, asla sinirlenemezler. Hakem olarak duygusal patlamalardan kaçının. Asla bağırıp çağırarak oyuncuyu parmağınızla göstermeyin veya abartılı jestler kullanmayın. Sinirlerinize hâkim olun. Sinirle alınan bir karar mantıklı değildir. Yangını başlatan değil, yangını söndüren kişi olun! Sahadaki herkes; antrenörler, oyuncular, taraftarlar ve etrafınızdaki her şey tam bir kargaşa içindeyken, sizi daima kontrolü elinde bulunduran kişi olarak görmelidir. Eğer kendinizi kontrol edemezseniz, oyunu hiç kontrol edemezsiniz. Hakemin sahadaki kontrolü sağlayabilmesi için sahadaki duruşu, konsantrasyonu (odaklanma) ve verdiği güven çok önemlidir. Hakem, başarılı olabilmek için kulaklarını sahadaki tüm rahatsız edici ve dikkat bozucu şeylere kapamalıdır. Yerden kaldırmanın dışında asla oyuncuyla fiziksel temasa girmeyin. Antrenör veya oyuncularla tartışmaktan kaçının. Eğer onlarla konuşmanız gerekiyorsa iletişimi kısa tutun ve kimseyi tehdit etmeyin. Örnek: Çelişkili bir çift düdük çalındığında, etrafınızda oyuncu ve antrenörlerin bulunduğu bir konferansa izin vermeyin. Oyunu mümkün olduğunca çabuk başlatın. Unutmayın ki teknik faul hakem ve oyuncular arasındaki ilişkilerde diplomatik kriz yaratır ve diskalifiye edici faul ise bu ilişkilerin bitmesi ve savaş ilanı anlamına gelir. Tavsiye: Eğer bir oyuncu veya antrenörü diskalifiye etmeye karar verdiyseniz bunu hemen yapmayın. İçinizden beşe kadar sayıp ondan sonra son kararınızı verin. Gördüğünüz veya duyduğunuz edebe aykırı jest ve mimikleri değerlendirirken acımasız olun ve tereddüt etmeyin. Aynı zamanda bençten gelen ve arkanızdan yapılan yorumları gözardı edin. Oyunun iyiliği için bunları unutun. Sadece duymanız gereken şeyleri duyun ve diğer başka şeylere kulağınızı kapatın. Kalabalığı kontrol etmeye kalkışmayın ve asla taraftarlarla münakaşaya girmeyin. Tezahürat yapan taraftarı eğer maçın akışını etkilemiyorsa sahadan uzaklaştırmayın. Kalabalığa asla rahatsız edici ve saldırgan mimiklerde bulunmayın. Mizah duygunuzu (eğer varsa) her zaman akıllı bir şekilde ve doğru zamanda kullanın. Mizah, sinirli havayı ve gergin ortamı dağıtır. Takımların önemli oyuncularını belirleyin ve onları kendi avantajınız için kullanın. Tabii bunu yaparken bu oyuncuları takımdan ayırmayın. Normalde oyuncular gözleri kapalı bir şekilde koçları ne derse onu yaparlar. Unutmayın ki, tüm oyunu yönetmenizi sağlayacak olan ortamı oluşturan maçın başlangıcı çok önemlidir. Maçın başında neye izin verip vermeyeceğinizi açıkça göstermelisiniz. Oyuncular ve antrenörler hareketlerini size göre ayarlayacaklardır. Genelde önce çalınan bir teknik faul daha sonra çalınacak olan teknik faulu engeller. Gerektiğinde, size kurallar tarafından verilen gücü, bazı özel durumlarda maçın temposunu düşürmek ve yükseltmek için kullanın. Örnek: Eğer olaylar gergin bir ortamda aşırı hızla gelişiyorsa ve kontrolü kaybetme tehlikesi varsa, topu kenardan oyuna sokacak olan oyuncuya biraz daha yavaş vererek, tempoyu düşürünveya serbest atışların biraz daha yavaş atılmasını sağlayın. Karmaşık durumlara yol açan bazı tartışmaya açık kararlardan sonra ise oyunun temposunu yükselteceğimiz ve oyunu mümkün olduğu kadar çabuk başlatacağımız durumlarda oluşacaktır. Eğer kötü bir karar verdiğinizi hissederseniz, hatanızı hemen unutun. Kendinizi suçlamayın ve bir sonraki kararınıza odaklanın. Geçmişi unutun ve geleceğe olumlu bakın. Son çaldığınız düdükte vermiş olduğunuz karar kadar iyi hakemsinizdir. Hakemler sık sık antrenörler ve oyuncuların kendi hatalarından mı yoksa hakemin kararını protesto ettikleri için mi kızdıklarını yorumlayamadıklarından antrenörlerin masum duygusal hareketlerini yanlış değerlendirirler. Örnek: Oyuncu tek başına potaya doğru gitmektedir ve top elinden kayar ve oyuncu topa tekme atar ve hemen ardından uygunsuz bir mimik yapar. “Faul değildi, ve “O bana faul yaptı, sen de çalmadın” gibi tepkiler eğer sürekli yapılmıyorsa normalde hoş karşılanmalıdır. Bazı hakemler düdük çalar çalmaz kötü bir karar verdiklerini hissederler. Bu gibi durumlarda hakem olarak bir ikilemle karşı karşıyasınızdır: Otoritenizi koymak ya da hatanızı düzeltmek. Olmak ya da olmamak. Bu sorun basit bir yanıtla geçiştirilemez. Bazen düdüğü çalar çalmaz düzeltmek mümkündür ve bu en tavsiye edilen yoldur. Bunun sizin otoritenizi sarsmayacağına, hele de bu bir istisnaysa, emin olabilirsiniz. Örnek: Top kenardan çıktığında çok açık bir yanlış yön göstermeniz. Diğer durumlarda, hakemin kararını değiştirme denemeleri vahim sonuçlara yol açacağından, bundan kaçınılmalıdır. Örnek: bir oyuncuya çaldığınız 5. faul kararını, maçın son anlarında çaldığınız tartışmalı bir kararı değiştiremezsiniz. Çaldığınız düdüğün doğruluğundan emin değilseniz, yapılan itirazlara karşı daha anlayışlı olun ve yaptığınız hatayı bir teknik veya diskalifiye edici faul çalarak büyütmeyin. Yangına benzin değil, su atın! Benzer durumlardan sonra aleyhine düdük çaldığınız takımın benç bölgesinden uzak durun. Bir takıma çaldığınız kötü bir düdük veya diskalifiye edici bir faulden sonra rakibe bir telafi düdüğü çalmayın. Kişiliğinizi işinizin dışında tutun. Eğer bir antrenör size hakaret ettiyse ve siz de onu diskalifiye ettiyseniz ya da bir oyuncuyla tartıştıysanız, sonraki maçlarda onlara karşı bir tavır alıp intikam almaya çalışmayınız. Affetmeyi ve unutmayı becerebilmelisiniz. Her maç yeni maçtır! Maçtan önce, maç sırasında veya maçtan sonra oyuncular veya antrenörlerle asla samimi olmayın. Bu tür hareketler, hakemliğinizde tamamen tarafsız olsanız da psikolojik olarak rakipleri ve taraftarları etkiler. Verdiğiniz kararlara karşı bir grup (oyunculardan) protestosu varsa oyuncularla tartışmayın veya bazılarını cezalandırmayın. Hemen antrenörle görüşerek böyle devam ederse hükmen mağlubiyete karar vereceğinizi söyleyin. Şundan emin olabilirsiniz ki, antrenör hemen karşılık verecek ve oyuncularıyla ilgilenecektir. Bir kararı verirken ki gösteriş şekliniz antrenör ve oyuncuların tepkisini etkileyebilir. Artık hakemlerden düdüklerini güçlü ve kararlı bir şekilde çalmaları beklenmektedir. Düdüğünüz otomatik olarak doğruluğu hakkında şüphe uyandıracak güçsüz bir kuş sesi gibi değil, tek, keskin ve güçlü olmalıdır. İşaretleri gösterirken insancıl olan hakem, özellikle maçın gergin ve duygusal olduğu anlarda sakin ve rahat olmalıdır. Tüm işaretlerinizin açık ve belli olduğundan emin olun ve abartmayın. Özellikle oyuncuların hakem kararlarını tartıştığında veya antrenörlerin bençten itirazda bulunduğunda, üç dört saniyelik bir bakış çok etkili bir uyarı olarak kullanılabilir. Bazen oyuncu ve antrenörler de son verdiğiniz kararı sessizce protesto etmek amacıyla bakışlarını kullanabilirler. Asla unutmayın ki sinirle söylenmiş sözler cezasız kalmaz ancak en öldürücü bakış dahi cezalandırılmaz. Duruşunuza dikkat edin çünkü bu sizin başkalarına olan tavrınızı gösterir. Duruş ayrıca insanın ne kadar gergin veya rahat olduğunu da gösterir. Duruşunuz, bazı tecrübeli oyuncu ve antrenörlere zor durumlarla başa çıkma becerinizi tartma fırsatı verir ve duruşunuzdan toplu itirazlar veya adil olmayan oyun ve taktiklerle etkilenip etkilenmeyeceğiniz anlaşılır. Çok gergin ve sinirli durumlarda bile alaycı olmamak kaydıyla gülümseyin. Böylelikle en önemli dakikalarda bile basketbolu sevdiğiniz için hakemlik yapmaktan zevk aldığınızı herkese göstermiş olursunuz. Bazı gergin, kasvetli ve sinirli hakemler; oyuncu , antrenör ve taraftarların sinirlerini bozarlar. Genç hakemlere kendine güvenin önemiyle ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. Bir kere daha iki uç örnek vereceğim: Bazı hakemler kendi hakemlik becerileri hakkında aşırı kötümser, çekingen ve hassastırlar. Oyunun her anında heyecandan titreyerek bazı sorun veya kritik pozisyonlarla karşılaşmayı beklerler. Diğer yandan bazı hakemler vardır ki bunların kendilerini dünyanın en iyi hakemi olduklarını düşünecek kadar güvenleri vardır. Ve bu hakemler için hata yapmak neredeyse imkansızdır ve en kötü düdüklerinde bile kendi kararlarına hayranlık duyarlar. Başka bir deyişle bunlar kendini beğenmişlerdir. Doğru olansa bu iki tür hakemin arasında bir yerlerde olmaktır. Yani, hem kendinize güvenin, iyimser olun ve becerilerinize inanın hem de kendinize hayran olma hastalığınızdan kaçının. Siz bir insansınız, bir robot değil. Bazen hata yapmanız normaldir. Amacınız bu tür hataları en aza indirerek mükemmelliğe ulaşmak olmalıdır.

 -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Yeni başlayanlara basketbol hakemliğini  öğretirken en önemli sıkıntılardan biri, bunların dikkatlerinin sadece faul ve ihlalleri görmek ve bunları cezalandırmaya çalışmak üzerinde olmasıdır. Bu yüzden yeni başlayanlar sadece nerede duracaklarına değil müsabıkların kural dışı davranışlarına da dikkat etmeleridir.  


Kurallra karşı bu tür bir konsantrasyon ve tutku, hakemleri,  kuralları çiğneyen kimseleri yakalayan bir polis haline getirir. Bu düdük arama olayı iki takım arasındaki bir mücadeledense hakemin kendi maçına dönüşür.


 


Neden çoğu hakem bu şekilde çok faul ve ihlal çalar?     




Bu hakemler sahaya çıkar ve faul ile ihlal ararlar. Kural kitabı  ihlalleri tam olarak açıklayarak ve vücut temasıyla ilgili her şeyi anlatarak bu tarz hakemlere yardımcı olur.


  


Zeki bir hakemin bir maçı sorunsuz ve adil bir şekilde yönetebilmesi için belli ayrımların yapılması gerektiğini anlaması uzun süre maç yönetmekle  mümkün olabilir.  Yavaş öğrenen bir hakem asla böyle bir seviyeye erişemez.   




Oyun içerisinde, maçın akışını engelleyen maçın durduğu doğal anlar olacaktır. Hakemlere bu onlarda oyunu tekrar başlatmakta aceleci olmamaları tavsiye edilir. Maça gereksiz müdahalelerde bulunmayın, bırakın müsabıklar momentumu yönetsin. Hakemin temel görevi her takımın da maçı düzgün ve adil bir şekilde oynamalarıdır.  


 


Çoğu zaman“faul gördün mü, çal” diye bir slogan duyarız. Bu sloganı ne kadar çabuk unutursanız, o kadar daha iyi hakem olursunuz. Hakemler oyuncularla yumuşak ancak kesin bir şekilde, hakem arkadaşlarıyla da aralarında saygı kurmak ve geliştirmek maksadıyla olumlu ve açık bir şekilde iletişim kurmayı öğrenmelidirler. 




Hakemlerden herhangi bir ihlali çalarken “tüm oyunu görmeleri istenir. Ancak, çoğu hakem tüm oyunu görmedikleri halde tüm oyunu gördüklerini düşünerek ihlale karar verirler. Hislerinize dayanan ihlaller çalarak asla mükemmel bir hakem olamazsınız. 


 


Açık faulleri gördüyseniz çalması kolaydır. Ancak eğer kendi bölgenize konsantre olmadıysanız onları da göremeyebilirsiniz. Çoğu zaman bu tür bir konsantrasyon eksikliği hakemlerin açık faulleri kaçırmalarından dolayı tartışılır temas faulleri çalmalarına sebep olur. Önceliğiniz daima kendi görev bölgeniz olmalıdır. Toptan uzak oluşan temaslar görev bölgenizde ise aynı şekilde konsantrasyon gerektirir. Top, sizin görev bölgenizden uzaklaşınca artık onu izlemeye son verin.




Hakem tecrübe kazandıkça oyunu geniş görme yeteneği bir avantaj haline gelir. Kendi sorumluluk bölgesinin yanı sıra özellikle toptan uzak ikincil sorumluluk bölgesini de görebilme yeteneği iyi hakemliğin göstergesidir. 


 


Oyunun okumak, oyun sırasında neler olabileceğini tahmin etmek, uygulanan taktikleri anlamak ve kendinizi maçın akışına vermek, sizin maçı çok daha iyi hissetme yeteneğinizi geliştirecektir.


  

 

 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=